Ateşle Oynamak!

Devlet ve hükümet Kürt Ulusal  Hareketi’ni istediği çizgiye taşıyıp tasfiye etmek için son hamlelerinden birini daha deniyor. Ulusal Hareketi, HDP’yi, Kürt halkını iç savaşla tehdit ediyor. Devlet ve hükümet Kürt Ulusal Hareketi’ni istediği çizgiye taşıyıp tasfiye etmek için son hamlelerinden birini daha deniyor. Ulusal Hareketi, HDP’yi, Kürt halkını iç savaşla tehdit ediyor. Artık ordu, polis, mit, örtülü ödenekle beslenen paramiliter güçler yetmiyor.  Çaresizlik arttıkça inkâr ve katliam politikasına başvuruluyor. Her tıkanıklıkta olduğu gibi milliyetçi-şoven güçler aynı senaryonun bir parçası olarak devreye sokuluyor. Devlet öylesine gemi azıya aldı  ki, “teröre karşı mücadele” adı altında Kürt halkını bastırmak üzere ölüme gönderdiği askerlerin ölülerinden medet umuyor. Medya tıpkı 90’lı yıllarda olduğu gibi asker ve polis ölümleri üzerinden  “yürek parçalayıcı”, halkı galeyana getirici tefrikalar yayımlıyor. Ölen askerler üzerinden en vahşi güdüler harekete geçiriliyor, şovenizm aktifleştiriliyor.

Haziran seçimleri öncesi Kürt halkına ve HDP’ye yönelik olarak düzenlenen provokasyonlara bu kez halklar birbirine karşı kışkırtılarak,  iç savaş boyutu eklenerek,  kitlesel katliamların yolu açılıyor. Bugüne kadar Kürdistan’da deneyip sonuç alamadığı yöntemleri şimdi metropollerdeki Kürtler üzerine deniyor. İç savaş tehdidi, düzenlenen şoven cenaze merasimleriyle metropollerdeki Kürtlere yöneltiliyor. Bununla metropollerdeki Kürtler,  Kürt ulusal mücadelesinden uzaklaştırılmaya, onların Kürt ulusal Hareketi’ne ve HDP’ye desteği azaltılmaya çalışılıyor. Geçmişte koruculuktan sağladığı desteği bu kez asimilasyondan alma umuduyla Kürtlere karşı iç savaş taktiğine sarılıyor.

Ama bütün bunlar devletin ve hükümetin beklediği sonucu vermiyor. Türkiye halklarında giderek güçlenen Kürt sorununun çözümü istemi, provokasyonları bozuyor. Adeta iç savaş provasına dönüştürülen cenaze törenleri, devlete ve hükümete karşı duyulan tepkileri örtmeye yetmiyor. Çaresizlik büyüdükçe Devletin başvurduğu terör yöntemleri insan aklını zorlayıcı boyutlarda acımasızlaşıyor. Halkı sindirmek adına 14-15 yaşında çocuklar terörist diye öldürülüyor. Diyanet İşleri Başkanı’nın deyimiyle Kürtlere “ibret olsun diye” kadın gerilla tarihte görülen en vahşi yöntemden –  kölelerin yol kenarında çarmıha gerilmesinden- daha vahşi bir yöntemle öldürüldükten sonra cesedi, çırılçıplak soyularak teşhir ediliyor. Bu vahşet aynı zamanda yaşanan korkunun boyutunu da gösteriyor.

Vahşetin amacı Kürt halkının mücadele hedeflerinden geri çekilmesini sağlayarak gerillanın Türk devletine karşı silahlı mücadeleden vazgeçme noktasına çekilmesidir. Tayyip Erdoğan ise bu devlet teröründen payını oy olarak kapmak, inkâr ve imha üzerinden kendi geleceğini garantiye almak için ateşle oynuyor. Ancak çoğu zaman ateşin kimi, nasıl yakacağı önceden kestirilemez. Seçim öncesi birçok provokasyonu boşa çıkaran Kürt halkı, bu girişimi de boşa çıkartacak güce ve deneyime sahiptir.

Ulusal kurtuluşa her aileden en az bir fedaisini feda etmiş bir halkı ölümle korkutup susturmak mümkün değildir. Yeter ki sahte umutlarla paralize edilmesin, “çözüm süreci” adı altında yeniden aldatılmasına izin verilmesin.

Paylaş